PROSİGMA Flipbook StudioSayfa çevirerek okuTüm içerikler

ANTİBİYOTİK DİRENCİ BAKTERİLERİN GENETİK SAVUNMA SİSTEMİYLE NASIL YAYILIYOR?

EYLÜL-EKİM SAYI 64 · Kaynak sayfalar: 20, 21

Özgün yayında sayfa 20

20 BİYOTEKNOLOJİ VE YAŞAM BİLİMLERİ GAZETESİ EYLÜL - EKİM » 2026 www.biomedya.com ANTİBİYOTİK DİRENCİ BAKTERİLERİN GENETİK SAVUNMA SİSTEMİYLE NASIL YAYILIYOR? Bir bakterinin antibiyotiğe dirençli hale gelmesi, yalnızca tek bir mutasyonun ortaya çıkmasından ibaret değil. Bakteriler, direnç özelliklerini birbirlerine aktarabiliyor ve uygun çevresel koşullarda bu özellikler kısa sürede geniş bir bakteri topluluğuna yayılabiliyor. Bu nedenle antibiyotik direnci yalnızca tıbbi bir sorun değil; aynı zamanda gene- tik, ekolojik ve evrimsel bir süreç. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 yılında güncellediği Küresel Antimikrobiyal Direnç Eylem Planı da bu nedenle müca- deleyi insan sağlığının ötesine taşıyan One Health yaklaşımını merkeze alıyor. Yeni plan 2026–2036 dönemini kapsıyor ve insan, hayvan, bitki, gıda sistemleri ve çevrenin birlikte değerlendirilmesini öngörüyor. DIRENÇ GENLERI BAKTERILER ARASINDA NASIL DOLAŞIYOR? Bakterilerin antibiyotik direnci kazan- masının iki temel yolu var. Bunlardan ilki mutasyonlar. Bakteriler çoğalırken DNA’larında rastlantısal değişiklikler meydana gelebiliyor. Eğer bu değişiklik bakterinin belirli bir antibiyotiğin etki- sinden kaçmasına yardımcı oluyorsa, antibiyotik kullanımı altında bu bakteri- ler seçiliyor ve çoğalmaya devam ediyor. İkinci yol ise daha dikkat çekici: yatay gen transferi. Bakteriler yalnızca kendi soylarından gelen genetik bilgiyi kul- lanmıyor. Bazı direnç genlerini başka bakterilerden de alabiliyorlar. Bunun en önemli araçlarından biri plazmidler. Plazmidler, bakterinin kromozomundan bağımsız olarak bulunabilen DNA mole- külleri ve bazıları antibiyotik direnci sağ- layan genler taşıyabiliyor. Bir bakteri sahip olduğu plazmidi başka bir bakteriye aktarabildiğinde, direnç özelliği de birlikte taşınabiliyor. Bunun yanında bakteriler serbest DNA parçala- rını çevreden alabiliyor veya bakterileri enfekte eden bakteriyofajlar aracılığıyla genetik materyal aktarımı gerçekleşebi- liyor. Transpozonlar ve integronlar gibi hareketli genetik elementler de farklı direnç genlerinin bir araya gelmesine ve taşınmasına katkıda bulunabiliyor. Sonuç olarak bir bakterinin yalnızca tek bir antibiyotiğe değil, birden fazla anti- biyotik sınıfına karşı direnç kazanması mümkün hale geliyor. ANTIBIYOTIK BASKISI EVRIMI HIZLANDIRIYOR Antibiyotik direncinin yayılmasında en önemli seçilim mekanizmalarından biri antibiyotik kullanımı. Bir bakteri toplu- luğunda antibiyotiğe duyarlı bakteriler öldüğünde, dirençli bakteriler hayatta kalabiliyor. Bu bakteriler daha sonra çoğalarak topluluk içerisindeki oranla- rını artırıyor. Bu nedenle antibiyotiklerin gereksiz veya uygunsuz kullanılması yalnızca o anki enfeksiyonu etkilemiyor; bakteriler üzerinde evrimsel bir seçilim baskısı da oluşturuyor. WHO’nun güncel verilerine göre 2022 yılında insanlarda kullanılan antibiyo- tiklerin yaklaşık yüzde 53’ü, çoğu yaygın enfeksiyon için ilk tercih olarak kabul edilen “Access” grubundaki antibiyo- tiklerden oluşuyordu. Dünya çapındaki hedef ise 2030 yılına kadar bu oranın en az yüzde 70’e çıkarılması. “Watch” grubundaki antibiyotikler ise daha yüksek direnç riski taşıyor ve 2022’de küresel kullanımın yaklaşık yüzde 45’ini oluşturdu. BAKTERILER ANTIBIYOTIKLERI NASIL ETKISIZ HALE GETIRIYOR? Direnç genleri bakterilere farklı savunma mekanizmaları kazandırabiliyor. Bazı bakteriler antibiyotiği parçalayan veya kimyasal olarak değiştiren enzimler üre- tiyor. Beta-laktamazlar bunun önemli örneklerinden biri. Bazı direnç genleri geniş spektrumlu beta-laktam antibi- yotiklerin etkisini azaltabilen enzimlerin üretimini sağlıyor. Başka bakteriler antibiyotiğin hücre içine girişini azaltabiliyor. Hücre zarındaki geçirgenliğin değişmesi, ilacın hedef bölgeye ulaşmasını zorlaştırabiliyor. Bir başka mekanizma ise efflux pompa- ları. Bu protein sistemleri, antibiyotik moleküllerini hücre içine girdikten sonra dışarı taşıyarak ilacın hücre içindeki yoğunluğunu azaltabiliyor. Bakteriler ayrıca antibiyotiğin bağlandığı hedefi değiştirebiliyor. Böylece antibiyotik hücre içinde bulunsa bile hedef mole- küle eskisi kadar etkili biçimde bağlana- mayabiliyor. Bu mekanizmaların birden fazlası aynı bakteride bulunabildiğinde çoklu ilaç direnci ortaya çıkabiliyor. DIRENÇ YALNIZCA HASTANELERDE GELIŞMIYOR Antibiyotik direncini yalnızca hastane ortamında düşünmek artık yeterli değil. Direnç genleri kanalizasyon sistemle- rinde, atık sularda, tarımsal ortamlarda, hayvancılık sistemlerinde ve doğal eko- sistemlerde bulunabiliyor. İnsan, hayvan ve çevre arasındaki bağlantılar, dirençli bakterilerin ve direnç genlerinin farklı ekosistemler arasında hareket etmesine
Özgün sayfa görseliÖzgün yayın — sayfa 20

Özgün yayında sayfa 21

www.biomedya.com EYLÜL - EKİM » 2026 BİYOTEKNOLOJİ VE YAŞAM BİLİMLERİ GAZETESİ olanak sağlayabiliyor. Bu nedenle WHO’nun 2026–2036 eylem planı yalnızca sağlık kuruluşlarında anti- biyotik kullanımına değil; tarım, hayvan- cılık, çevre, su yönetimi, gıda sistemleri ve araştırma politikalarına da odaklanı- yor. Plan, dirençli mikroorganizmaların ve antimikrobiyal kalıntıların çevreye yayılmasının azaltılmasını da hedefler arasında sayıyor. MÜCADELE YALNIZCA YENI ANTIBIYOTIK GELIŞTIRMEK DEĞIL Antibiyotik direncine karşı yeni ilaçlar geliştirmek önemli olsa da tek başına yeterli değil. Hızlı ve doğru tanı testleri, uygun antibiyotik seçimi, enfeksiyonların önlenmesi, aşılama, hastane enfeksiyon kontrolü ve direnç sürveyansı aynı zinci- rin parçaları. Çünkü antibiyotiğin gerek- siz yere kullanılmadığı her enfeksiyon, bakteriler üzerindeki seçilim baskısının azaltılması anlamına geliyor. WHO’nun 2026’da kabul edilen yeni Küresel Eylem Planı, bu nedenle yal- nızca tedaviye değil, önlemeye de güçlü biçimde odaklanıyor. Su, sanitasyon ve hijyen, aşılama, enfeksiyon kontrolü, uygun antimikrobiyal kullanımı, sür- veyans ve yeni tedavi teknolojilerinin geliştirilmesi birlikte ele alınıyor. Antibiyotik direncinin temelinde bak- terilerin olağanüstü uyum yeteneği bulunuyor. Bakteriler mutasyonlarla değişebiliyor, genleri birbirleriyle pay- laşabiliyor ve çevresel koşullara hızla adapte olabiliyor. Bu nedenle geleceğin mücadelesi yalnızca daha güçlü antibi- yotikler bulmak değil; direnç genlerinin ortaya çıkmasını, seçilmesini ve yayılma- sını mümkün olduğunca erken aşamada engellemek olacak. Antibiyotik direnci, mikroskobik ölçekte gerçekleşen ancak etkileri hastaneler- 21 den tarıma, çevreden küresel sağlık sistemine kadar uzanan bir evrim hikâ- yesi. Bu hikâyede bakterilerin genetik esnekliği kadar, insanların antibiyotik kullanma biçimi de belirleyici. Kaynak: WHO – Global Action Plan on Antimicrobial Resistance 2026–2036 · WHO – Antimicrobial resistance fact sheet · WHO – Implementing the global action plan on antimicrobial resistance
Özgün sayfa görseliÖzgün yayın — sayfa 21