Araştırma
Bir Kutu Gazlı İçecekten Daha Fazlası: Şekerli İçecekler Depresyonu Tetikliyor Olabilir
2025 yılında yayımlanan yeni bir bilimsel çalışma, bu içeceklerin özellikle kadınlarda depresyon riskiyle anlamlı bir şekilde ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Üstelik bu bağlantı, doğrudan bağırsak sağlığı üzerinden ilerliyor.
Araştırmada, klinik olarak majör depresif bozukluk (MDD) tanısı almış yetişkinler ile sağlıklı bireyler karşılaştırıldı. Sonuçlar çarpıcıydı: Daha sık şekerli gazlı içecek tüketen kadınların, daha az tüketenlere kıyasla yaklaşık yüzde 17 oranında daha yüksek depresyon riski taşıdığı ve daha şiddetli belirtiler yaşadığı görüldü. Erkek katılımcılarda ise benzer bir ilişki tespit edilmedi. Bu fark, araştırmacıların özellikle kadın biyolojisi ve bağırsak–beyin ilişkisi üzerinde durmasına neden oldu.
Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerin bu ilişkiyi kısmen açıklayabilmesi oldu. Daha fazla gazlı içecek tüketen kadınların bağırsaklarında, önceki araştırmalarda depresyonla ilişkilendirilen Eggerthella adlı bakterinin daha yüksek seviyelerde bulunduğu belirlendi. Bilim insanlarına göre şeker, yapay tatlandırıcılar ve katkı maddeleri; bağırsaklardaki faydalı bakteri dengesini bozarak iltihaplanmayı artırabiliyor ve beyin kimyasını etkileyen yararlı bileşiklerin üretimini azaltabiliyor.
Her ne kadar bağırsak mikrobiyotasındaki bu değişimler, gazlı içecek–depresyon ilişkisinin yalnızca yüzde 3 ila 5’ini açıklıyor olsa da, uzmanlar bu oranın hafife alınmaması gerektiğini vurguluyor. Çünkü şekerli içecekler dünya genelinde milyonlarca insan tarafından her gün tüketiliyor. Küçük görünen bireysel etkiler, toplum genelinde ciddi bir ruh sağlığı yüküne dönüşebiliyor.
Araştırmacılar, bu bulguların şekerli içeceklerin depresyonun tek nedeni olduğu anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Ancak sonuçlar, ruh sağlığının yalnızca psikolojik değil; aynı zamanda biyolojik ve beslenmeyle yakından ilişkili olduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor. Uzmanlara göre özellikle depresyon riski taşıyan bireylerde beslenme alışkanlıklarının ve bağırsak sağlığının daha fazla dikkate alınması gerekiyor.
Araştırmanın Orijinal Kaynağı
JAMA Psychiatry
DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2025.2579



