Yaşam
Pandeminin Görünmeyen Mirası: Depresyon ve Anksiyete Küresel Ölçekte Arttı
Bu çarpıcı tablo, World Health Organization (WHO) öncülüğünde yürütülen küresel analizlerle doğrulandı. WHO verilerine göre ruh sağlığı bozukluklarındaki yükseliş geçici bir kriz tepkisi değil; uzun vadeli ve kalıcı psikolojik sonuçların göstergesi. Kurum, pandeminin insanların güvenlik algısını, sosyal bağlarını ve gelecek beklentilerini kökten sarstığını vurguluyor.
Genç yetişkinler ise bu krizin merkezinde yer alıyor. University College London tarafından yürütülen COVID Minds Network kapsamındaki uzun dönemli çalışmalar, 15–40 yaş arası bireylerde depresyon ve anksiyete belirtilerinin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Sosyal izolasyon, ekonomik belirsizlik, eğitim ve kariyer planlarının bozulması bu yaş grubunu özellikle savunmasız hâle getirdi.
Cinsiyet farkları da dikkat çekici boyutlara ulaştı. Harvard University araştırmacılarının yayımladığı analizlere göre, kadınlarda anksiyete ve depresyon belirtilerindeki artış erkeklere kıyasla anlamlı derecede daha yüksek. Araştırmacılar, bakım yükü, iş güvencesizliği ve artan sosyal sorumlulukların bu farkta belirleyici rol oynadığını ifade ediyor.
Uzmanlar, tüm bu verilerin tek bir gerçeğe işaret ettiğini söylüyor: Pandemi sona ermiş olabilir, ancak ruhsal etkileri hâlâ küresel ölçekte derinleşiyor. Araştırmalar, acil ve sürdürülebilir ruh sağlığı politikaları geliştirilmediği takdirde bu krizin uzun yıllar devam edebileceği uyarısında bulunuyor.
Kaynak: Harvard University – Gender Differences in Post-Pandemic Mental Health (2025)
Kaynak: University College London – COVID Minds Network Longitudinal Studies (2025)
Kaynak: World Health Organization – Global Mental Health Impact of COVID-19 (2025)



